Eskiden yaşadıklarımız aklıma geldiğinde, eskiden yaşadıklarımızı bir daha yaşayamayacağımızı düşündüğümde, gözlerine baktığımda o eski sıcaklığı göremediğimde ve göremeyeceğimi kendime hatırlattığımda, beni asla sevmediğin ve sevmeyeceğin gerçeği beynimde kırmızı ışık gibi yanıp söndüğünde, beni kimsenin sevmediğini kendime her itiraf ettiğimde, beni kimsenin sevmeyeceği gerçeğini her yalanladığımda verdiğim tepki tam olarak bu. Buruk, acı veren, o sahte bilindik gülümsemem.
Kadınlarla erkekler bence ayrı bir gezegenden yanlışlıkla Dünya’ya gelmiş. Erkekler Marstan Kadınlar Venüsten demiş John Gray. Çok farklıyız her konuda. Size bu farklılıkları gösteren bir kaç örnek vereceğim.
Kadın: Onu iki dakika görmek bile beni mutlu ediyor.
Erkek: Şimdi iki dakika için…
Tek başıma iyi idare ediyordum. Kabullenmiştim. Sonra sen geldin.
Çünkü sen de benim gibiydin; sen de benim gibi seni sevmeyeni sevdin hep .Sana acı çektireni…Seni aramayanı, telefonlarına çıkmayanı, çıkınca seninle bir küfür
gibi konuşanı sevdin…Sen de benim gibi seni incitip üzeni sevdin hep. Bakışından hissettim bunu, kokundan, dokunuşundan… Beni sevmeyecektin biliyorum ama…Ama, öyle susamıştımki kendim gibi birini
sevmeye…Öylesine muhtaçtımki gercekten incitilmeye, gercekten acı çekmeye, kendim gibi birini özlemeye öylesine muhtaçtım ki, seni tanır tanımaz çözüldüm… Sana da olmuştur…Öylesine susamışsındır ki sevilmeye, kendin gibi birini bulunca tutamaz kendini, herşeyi, belkide söylenmiycek her şeyi o an, garip bir telaşla söylersin…
Hatta söylerken anlarsın, söylememen gereken şeyleri söylediğini hissedersin, battığını, giderek çıkmaza girdiğini…Ama yine de engelleyemezsin kendini tutamazsın.
Aleyhinde olabilecek herşeyi söylersin…Üstelik bunu anladıkca daha da batırmak istersin kendini…Biraz daha zor duruma düşürmek… Daha da kaybetmek, daha da dibe batmak istersin…Sanki bile isteye kendi
mutlulugunu kendi elinle bozmak istersin…Kendinden gizli bir öç alır gibi. Sanki hiç mutlu olmak istemiyormuş gibi…Sanki hiç sevilmek istemiyormuş gibi…
Kokunu içime çeke çeke uyuyabilirdim mesela. Uyandığımda seni uyandırmamak için yatağın içinde hareket edemezdim. Sonra saatlerce senin uyuyuşunu izlerdim. Uyandığında bakardın yüzüme, gülümserdin. Sonra sarılırdık birbirimize. Sımsıkı sarılırdık. Nefesini en yakınımda hissederdim. Kokun sinmiş olurdu üzerime. Sadece sen kokardım.